Kullanıcı Adı
   
   Şifre
   
     Üye Ol | Şifre ?
   
   
 
Kan grubunuz nedir ?
A Rh ( + ) , ( - )
B Rh ( + ) , ( - )
AB Rh ( + ) , ( - )
0 Rh ( + ) , ( - )
Kan grubumu bilmiyorum.
Bu ankete 72154 kişi katıldı.
Diğer Anketler
   
   Online Kullanıcı : 8
   Bugün : 2143
   Toplam : 11793882
   
 
Soru Bilgileri
 Soru No : 260
 Kullanıcı : Gizli
 Tarih : 14 Şubat 2008 20:23:56
 Durum : Cevaplandı
tiroid us

tiroid bez heriki lob boyutları artmıştır.
sol lob 27*17mm boyutunda solid nodül ve posterior komşuluğunda da 6.5mm çaplı hipoekoik nodül seçilmektedir.
sağ lob parankimi içerisinde de milimetrik nodül seçilmektedir.
bilateral karotis zincir boyunca patolojik boyutta lenf nodu izlenmedi.
doktor hemen ameliyat olmamı söyledi fakat ben ameliyat olmak istemiyorum.lütfen beni aydınlatın ne yapmalıyım...teşekkürler...
Soru Cevabı
Öncelikle geçmiş olsun

Tiroid bezinin iltihabi ve tümoral olmayan büyümelerine ‘guatr’ denir. İyileşmesi mümkün olan bir guatr giderek geciktirilirse ya da ilaç tedavisine cevap alınamazsa cerrahi müdahale gerekebilir.

Hastanın şikayetleri ayrıntılı olarak dikkate alınmalıdır.

Guatr muayenesinde; sadece elle muayene ile boğaz bölgesindeki tiroid bezesi değil, aynı zamanda boyundaki lenf zincirleri, gözler, cilt,saçlar ve kalp başta olmak üzere hastanın tümüyle ele alınması zorunludur.
Adeta "pencerden bakarcasına" sadece hastanın boğaz bölgesine bakmak bazen yanıltıcı olabilirGuatr hastalığının tanısını doğru koymak, tedaviyi doğru yapmak için bir ön şarttır.

Doğru tanı için de muhakkak modern tanı yöntemleri eksiksiz olarak kullanılmalıdır.
Her hastada ilk tanı aşamasında kullanılması gereken tanı yöntemleri:

1-kanda tiroid hormonlarının ölçümü,
2- tiroid ultrasonografisi,
3- tiroid sintigrafisidir.

Bu üç yöntem de birbirinden farklı bilgiler verdiğinden üçünün de yapılması şarttır.

Tedaviden sonraki takip döneminde en çok kan hormon ölçümleri ve ultrasonografi tercih edilebilir. Bazı durumlarda takipte de daha seyrek aralıklarla sintigrafiyi de kullanabiliyoruz.

bakılması gereken hormonlar ; Serbest T3, Serbest T4 ve TSH ilk tercih edilmesi gereken hormonlardır.

Bazı durumlarda, bunlara ilaveten Total T3, Total T4, tiroglobulin ile tiroid antikorlarını da ölçmemiz gerekebilir.

Ülkemizde en yaygın ölçülen hormonlar Total T3 ve Total T4’tür; ancak bu ölçümler her ne kadar daha ekonomik de olsa bu ölçümlerle elde edilen hormonlar "bağlı" hormonlar olduğu için tek başına kanda dolaşan serbest hormon düzeyini belirtmez.
Bu nedenle önce total T3 ve total T4 ölçüp sonra serbest tiroksin indeksini hesaplamak gibi zor yollara girmek yerine tüm dünyanın tercih ettiği şekliyle yani direk olarak serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını ölçmeyi tavsiye ediyoruz.

tedavisine gelince...

Guatr’ın bir çok çeşidi vardır. Her bir guatr türünde tedavi seçeneği birbirinden farklı olabilir. Ancak her tür guatr’da tedavi öncesi akılda tutulması gereken iki önemli husus vardır:

1-Guatr tanısının doğru ve eksiksiz yapılması
2-Kanser olasılığının muhakkak belirlenmesi.

Bu aşamadan sonra önümüzde üç temel tedavi aracı vardır:

1) ameliyatsız radyoaktif iyot (RAI) tedavisi :

Zehirli guatr ve otonom sıcak nodül türü guatr hastalarında en etkili, en ekonomik, en kesin, en konforlu ve en kalıcı yöntemdir. Nodülsüz zehirli guatr ve otonom sıcak nodül türü zehirli guatr’da en başarılı sonuçları verir. Ameliyata göre bir çok üstünlükleri vardır:

Örneğin; ameliyat öncesinde hastanın tiroid hormon düzeylerinin normale düşürülmesi zorunlu iken bu tedavide böyle bir zorunluluk yoktur: hastalarda hormon düzeyleri yüksekken de bu tedavi başarı ile ve risksiz uygulanır. Ameliyatın aksine, bu tedavi ayrıca, ses tellerine giden sinirlere ve kalsiyum bezelerine zarar vermez. Bu tedavide, hastaya düşük doz radyoaktif iyot (RAI) kapsülü vermekteyiz. İsmi radyoaktif olmasına rağmen, hastaya ve çevresindekilere verdiği radyasyon çok düşüktür.

2) ameliyat :

Nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat bir çok Batı ülkesinde artık terk edilmiştir. Bunun bir çok nedeni vardır. Bunlara örnek olarak; bu hastaların artık daha ekonomik, daha etkili, daha konforlu ve daha kalıcı bir yöntem olan RAI kapsül ile tedavi olanağının bulunmasıdır.

Bu hastalarda ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlaması sıktır. Özellikle genç hastalarda tekrarlama şansı çok yüksek, tekrarlama için geçen süre bazen aylarla ifade edilecek kadar kısadır.

Ülkemizde tiroid cerrahisi yapan bir çok cerrah nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat seçeneğine artık eskisi kadar sıcak bakmıyor.

Ayrıca, bu hastaların anestezi sırasında kalp sorunları (fibrilasyon) nedeniyle veya tiroid krizi nedeniyle ölümü görülebilen komplikasyonlardandır. Her ne kadar bu hormonlar, ameliyat öncesinde kullanılacak anti-tiroidilaçlarla normale döndürülüp hastalar ondan sonra ameliyata alınsa dahi bu komplikasyon olasılıkları tamamen "sıfır"lanamamaktadır.

Ameliyatlarda görülebilen en yaygın sorun, ses tellerine giden sinirlerin kazaen hasarlanması sonucunda görülen ses kısıklığı ve uyku apnesidir. Ayrıca, tiroid ameliyatlarında bazen görülebilen kalsiyum bezelerinin (parathormon bezeleri) çıkarılması sonucunda hastanın ömür boyunca kalsiyum tableti kullanması gerekebilir. Bu grup sorunlar deneyimli tiroid cerrahları tarafından yapılan ameliyatlarda düşük bir olasılıktır.

3) uzun süreli ilaçla tedavi :

Zehirli guatr’da anti-tiroid ilaçlar ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlarla kontrol edilen zehirli guatr hastalarında kısa süre veya uzun süre sonra hormonların yükselmesi (hastalığın tekrarı) söz konusu olur.

Bazı hastalarda hormon düzeyini düşürüp ilacı kestikten bir ay sonra bile hastalık tekrarlarken diğer bazı hastalarda ise 5-10 yıl hiç bir tekrarlama gözlenmeyebiliyor. Nodülsüz zehirli guatr’da bu ilaçlarla hormon düzeyini düşürmek daha zordur. Ayrıca, yine bu grup hastalarda hastalığın ilaç kesildikten sonra tekrarı daha kısa sürede olabilmektedir.

Bu ilaçlarla tedavide geçici ve kalıcı bazı yan etkiler de söz konusu olabilir. Karaciğer fonksiyonlarında bozulma, beyaz kan hücre üretiminde azalma, kaşıntı ve ciltte döküntüler en yaygın olanlarıdır. Bu yan tesirler genellikle ilacın kesilmesinden sonraki 2-6 ayda düzelir ancak yıllarca kullanılması durumunda bu yan tesirler daha ciddi ve kalıcı olabilir. Kaşıntı ve cilt döküntüleri uzun süre devam edebilir.

Bu tedavi kararında akılda tutulması gereken en önemli husus; hastada hormonlar kontrol altına alınması geciktikce ve hastalık uzun sürdükçe zehirli guatr’ın hastanın vücudunda bırakacağı harabiyetin de daha kalıcı ve daha geniş çaplı olacağıdır.

Ayrıca, hastaların şikayetlerini azaltmak amacıyla yukarıdaki ilaçlarlara ilaveten beta bloker türü ilaçlar (örn.Dideral, Beloc) gibi ilaçlar da verilebilir. Bunların da yan etkileri olmakla birlikte hem ilacı kullanmaya devam ettikçe bir süre sonra azalırlar hem de ilacı keser kesmez ortadan kalkarlar. Genellikle kalıcı yan etkileri yoktur.

guatr tedavi edilmezse, guatr’ın çeşidine ve tedavi edilmeden ne kadar süre beklendiğine bağlı olarak bazı sonuçları beklemek gerekir.

Örneğin zehirli guatr tedavi edilmediği takdirde kalp büyümesi, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kemik erimesi görülebilir. Soğuk nodüllü guatr ameliyat edilmediği ve İİAB ile kontrol edilmediği takdirde tiroid kanseri riskini görmezlikten gelmiş oluruz. Diğer nodüllü ve nodülsüz guatr’lar tedavi edilmediğinde hem nodül sayısı artabilir hem de mevcut nodüllerin boyutları büyüyebilir. Nadiren guatr olduğu gibi kalabilir de.

Tiroid hormon yetersizliğinde (hipotiroidizm) ise şişmanlık, kabızlık, kan kolestrol düzeyinin çok yüksek olması kaçınılmaz olup bu durumda kalp hastalıkları olasılığı artar.

Iyotlu tuz kullanimi bir çok tiroid hastalığının önlenmesinde önemlidir. Bu açıdan her ailenin evinde iyotlu tuzu kullanması önerilir. Ancak, zehirli guatr’li hastalarin iyotlu tuz kullanımını önermiyorum.

benim size önerim ; bizzat bir endokrinoloji uzmanına muayene olmanız , gerekli tetkikleri yaptırdıktan sonra uygun olan tedaviyi görmeniz olacaktır.

geçmiş olsun dileklerimi sunar , acil şifalar dilerim.
 
 
   TV de Dr. Ümit HAZAR
   FİZİK TEDAVİ SİTESİ
   OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
   ÇOCUKLARDA DÜZ TABANLIK
   BEL FITIĞINDA AKUPUNKTURLA TEDAVİ
   BEL AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
   BEL FITIĞINDA AMELİYAT NİÇİN TAM SONUÇ VERMEZ?
   Lazer şifa dağıtıyor
   Omuz ağrısının sebebleri
   Bacak ve ayak uyuşma nedenleri
   Uyku hastalıkları
   Horlama
   Sporun zararları
   behçet hastalığı
   Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
   Romatizma Nedir?
   ÇEKİÇ PARMAK (BEYZBOLCU PARMAĞI)
   ULNAR SİNİR SIKIŞMASI
   Egzersiz Kasları Nasıl Güçlendirir
   FİBROMYALJİ
   KABIZLIK
   ÇOCUK VE GENÇLERDE SKOLYOZ
   A dan Z ye İlkyardım
   BOYUN FITIĞI
   MENISKUS
Tümünü Görmek İçin Tıklayın