Kullanıcı Adı
   
   Şifre
   
     Üye Ol | Şifre ?
   
   
 
Kan grubunuz nedir ?
A Rh ( + ) , ( - )
B Rh ( + ) , ( - )
AB Rh ( + ) , ( - )
0 Rh ( + ) , ( - )
Kan grubumu bilmiyorum.
Bu ankete 69107 kişi katıldı.
Diğer Anketler
   
   Online Kullanıcı : 28
   Bugün : 3002
   Toplam : 10976959
   
 
Soru Bilgileri
 Soru No : 2670
 Kullanıcı : Gizli
 Tarih : 08 Şubat 2010 22:37:26
 Durum : Cevaplandı
bel açıklığı

hocam merhabalar ben basketciyimde bazen antremanlarda ağırıyoda bu bel açıklığı hakkında bilgi vere bilirmisiniz??
Soru Cevabı
Bel Açıklığı olarak bilinen hastalığın tıptaki ismi "Spina Bifida" dır.

Spina Bifida, Nöral tüp defekti adı verilen bir grup doğumsal anomalinin bir çeşididir.

Açık omurga olarak da adlandırılmaktadır. Genelde omurga kemiği ve bazen de omuriliği etkiler.

nöral Tüp olarak adlandırılan oluşum, embryonik yaşamda bulunan ve beyin ile omuriliği meydana getiren yapıdır. Bu oluşumun gelişiminde meydana gelen anomaliler de nöral tüp defekti (NTD) olarak adlandırılırlar. NTD’leri en sık görülen doğumsal anomalilerdendir.

Yaklaşık 1500-2000 canlı doğumdan birinde, değişik derecelerde NTD bulunur.

Embryonik dönemde bebeğin omurgası ilk oluştuğunda kapalı değildir. her iki yanı açıktır. Döllenmeyi takip eden 29. günde her iki yanda oluşan omurga ortada birleşir ve kapalı bir oluşum haline gelir. Spina bifida da bu kapanma ya hiç olmaz ya da bazı bölgelerde meydana gelmez.

Spina bifidanın 3 formu vardır:

1) Occulta: Bu spina bifidanın en hafif formudur. Herhangi bir belirti vermez. Omurgayı oluşturan kemiklerin bir ya da birkaçında küçük defekt ya da defektler bulunur. Omurilik ve sinirler normaldir. Kişiler genelde kendilerinde bulunan bu durumun varlığından habersizdirler. Tek belirti defektin olduğu bölgede (örneğin belde) cilt üzerinde aşırı bir kıllanmanın olmasıdır. Tanı genelde başka bir nedenden dolayı çekilen omurga röntgeni esnasında şans eseri konur.

2) Meningosel: Bu en nadir görülen spina bifida formudur. Omuriliği çevreleyen zarlar omurganın açık kısımlarından dışarıya doğru fıtıklaşırlar.Fıtık kesesi içinde beyin ve omuriliği çevreleyen ve koruyan serebrospinal sıvı da bulunur.Bu kistik görünümlü yapının boyutları değişken olabilir ve normal gelişimi sağlamak için ameliyat ile çıkartılabilir.

3) Meningomiyelosel: Bu hastalığın en ileri formudur. Fıtıklaşan kistin içinde meningoselde bulunan zarların yanı sıra sinir kökleri ve omuriliğin kendisi de bulunabilir. Bazen kist olmaz ancak omurilik kendisi tamamen fıtıklaşabilir. Omuriliği çevreleyen sıvı dışarıya kaçabilir. Açıklık cerrahi olarak kapatılmadığı sürece, etkilenmiş bebekler enfeksiyon açısından büyük risk altındadırlar. Cerrahi tedaviye rağmen bazı bebeklerde değişik derecelerde bacak felci, idrar ve gaita tutamama problemleri görülebilir.

Spina bifida’lı bebeklerin birçoğunda hidrosefali de bulunur. Merkezi sinir sitemi olarak adlandırılan beyin ve omurilik hem koruyucu zarlar ile çevrileridir hem de etraflarında serebrospinal sıvı olarak adlandırılan bir sıvı bulunur. Bu sıvının normal dolaşımını yapamaması sonucu hidrasefali denilen kafa boşluğu içinde sıvı toplanması ortaya çıkar.

Nedenlerine gelince....

Spina bifida izole bir doğum defekti olarak kabul edilir.

Bazı bilim adamları genetik ve çevresel faktörlerin de etkili olduğunu söyleseler de NTD ile doğan bebeklerin %95’i normal ve aile öyküsü olmayan anne-babalardan dünyaya gelmektedirler.

Herhangi bir genetik geçiş olmadığı kabul edilmektedir. Bir bebekte spina bifida olduğunda, sonraki bebekte de görülme sıklığı 1/40 olmaktadır. Ancak spina bifida doğumsal anomaliye yol açan bazı başka sendromlar ile birlikte de görülebilir. Bu gibi durumlarda kalıtsal özellikler olabilir.

Yapılan çalışmalar spina bifida ’nın annenin dieti, özellikle de folik asit alımı ile ilgili olabileceğini göstermiştir.

1992 yılında Amerika Birleşik Devletleri Halk Sağlığı Servisi gebe kalma olasılığı olan 15-44 yaş arası kadınların her gün 400 mikrogram folik asit almasını önermiştir.

Bu miktarda alınan folik asidin spina bifida ve diğer nöral tüp defektleri riskini %50-70 oranında azalttığı gösterilmiştir. Bu amaçla folik asit alımı gebe kalmadan 1 ay önce alınmaya başlanmalı ve gebeliğin 1. ayının sonuna kadar kullanılmalıdır.

Çoğu gebelik plansız olarak gerçekleştiği için gebe kalma olasılığı bulunan kadınların belirtilen miktarda folik asidi sürekli alması da diğer bir öneridir.
1991 yılında İngiltere’de yapılan bir çalışmada, gebe kalmadan önce ve gebeliğin ilk 3 ayında yüksek doz (4 miligram) folik asit kullanan ve daha önceki gebeliklerinde NTD’li bebek dünyaya getiren annelerde yine NTD’li bebek doğurma riskinin %70 azaldığı saptanmıştır.

Bu ve buna benzer diğer çalışmalar temel alınarak Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (U.S. Centers for Disease Control and Prevention (CDC)), önceden NTD’li bebek doğuran kadınların yeniden gebe kalmayı planladıklarında yüksek doz folik asit almalarını önermektedir.

Tedavisine gelince...

Spina Bifida occulta genelde tedavi gerektirmez.

Omuriliğin etkilenmediği meningosel vakalarında herhangi bir paraliz (felç) riski olmadan cerrahi tedavi mümkündür.

Meningoseli olan pekçok çocuk normal yaşamlarına devam edebilirler.

Meningomyeloseli olan bir bebek ise doğduktan 24-48 saat sonra operasyona alınmalıdır.
Burada omurilik yerine yerleştirildikten sonra üzeri kas ve zar tabakaları ile kapatılır. Amaç enfeksiyon oluşumunu önlemek ve sinirlerin zedelenmesine engel olmaktır. Ancak eğer sinirler operasyon öncesi zaten zedelenmiş ise bugeri dönüşümü olmayan bir olaydır ve bacak felçleri ile idrar, gaita problemleri kalıcı olur. Bu bebeklerde uzun süreli rehabilitasyon gereklidir.

Hidrosefali oluşan bebeklerde ise biriken sıvı cerrahi olarak yerleştirilen bir şant (shunt) yardımı ile bebeğe zarar vermeden drene edilir.

Spina bifida doğumdan önce bazı testleri ve ultrasonografi ile tanınabilir.

Bunlardan en önemlisi üçlü test ya da sadece kanda alfa feto protein bakılmasıdır.

Bu testler ile NTD riski yüksek olan gebeler saptanabilir.

Testin yüksek çıkması her zaman NTD’ni göstermez.

Gebelik yaşının yanlış bilinmesi gibi bazı basit nedenler ya da diğer başka anomaliler de alfafetoprotein’de yükselmeye neden olabilir.

Yine detaylı bir ultrasonografi incelemesi ile büyük meningosel ve meningomyelosel vakaları tespit edilebilir.

Anomalinin anne karnındayken saptanması ailenin ve hekimin bilgilenmesi açısından önemlidir.

Bu tür bir gebelikte doğumun özel ve doğumdan sonra bebeğe hemen müdahale edilebilecek merkezlerde yapılması ayrı bir önem taşır.

Doğumda tercih edilecek yöntemin sezaryen olması felç gelişme riskini ve felcin şiddetini azaltır. Son zamanlarda bebeklerin anne karnındayken ameliyat edilmeleri konusunda çalışmalar vardır. Bu tür operasyonlar dünyada sadece 2 merkezde yapılmaktadır.

Tedavi sonrası tamamen iyileşme olmaz.

Ameliyatlar çoğu zaman mevcut durumu korumak daha fazla problem çıkmasını önlemek için yapılır. Ameliyatlarla veya bazi tedavi yöntemleri ile bu hastalarin yasamları mümkün oldugunca normale yakın hale getirilmeye çalışılır. Tamamen sağlıklı biri haline gelemeseler de bağımsız yaşayabilmeleri mümkündür.
23. gebelik haftasında ameliyat edilen bebeklerde alına sonuç doğumdan sonra ameliyat edilen bebeklere göre daha yüz güldürücü olmuştur.

erişkin insanlarda yapılacak yegane tedavi yöntemi ; fizik tedavidir.

Fizik tedavi, bel açıklığı tedavisinde uygulanan en etkili ve kesinlikle zarar vermeyen bir yöntemdir.
Sıcak, soğuk ve elektrik akımlarının iyileştirici etkilerinden yararlanarak çeşitli aletlerle vücudun çeşitli bölgeleri tedavi edilir. Bu amaçla, yüzeyel ısıtıcılar, derin ısıtıcılar, elektrik akımları, traksiyon (çekme), masaj uygulanabilir.

Fizik tedavi birkaç husus dışında rahatlıkla uygulanabilen bir tedavidir. Kalbinde pil takılı hastalara ve ihtiyaten hamilelere uygulanmaz. Büyüme çağında olan çocukların büyüme kıkırdakları üzerine, ileri derecede hipertansiyon ve kalp yetmezliği olan, infeksiyon, varis, benzeri hastalığı olan ve vücudunda metal taşıyan hastalara dikkatli bir şekilde uygulanır.

Fizik tedavi kürü genelde 21 seanstır. Çoğunlukla günde bir seans uygulanır. Ancak, günde iki seansla daha hızlı sonuç almak da mümkündür. Hastadan alınan cevaba göre seans sayısı artırılabilir. Eğitimli kişiler tarafından uygulandığında fizik tedavinin herhangi bir yan etkisi yoktur.

Fizik tedavi sonrasında soğuktan korunmak gerekebilir, çünkü soğuk kaslarda gerginliğe ve dolayısı ile ağrıya yol açar. Sadece fizik tedaviden sonra değil, her zaman soğuktan ve hava cereyanında kalmaktan sakınmak gerekir. Fizik tedaviden sonra 15-20 dk. dinlenmek ve aniden soğuk havayla temas etmemekte ve özellikle eklemleri ve kasları, en azından bir kaşkol ya da boğazlı kazakla korumakta fayda vardır.

Bazen hastalar, uzman doktorlar yerine, çareyi kırık ve çıkıkçılarda ararlar ve bel çektirme, alabalık uygulama gibi yöntemlerle dertlerine çare bulmaya çalışırlar. neticede daha kötü bir duruma gelirler.

Fizik tedavi kliniklerinde kullanılan traksiyon (çekme) cihazı ile tamamen bilimsel olarak, hastanın kilosuna göre ve durumuna göre, uzman doktorun kontrolü altında boyun çektirilebilir. Halk arasında sıklıkla rastladığımız çektirme olayı maalesef bu konuda hiçbir tıbbi bilgisi olmayan ve kontrolsüz olarak çekme yapan kişiler tarafından uygulandığında, tamamen tesadüflere dayalı olarak iyileşme görülebilir. Ancak çoğunlukla bağ dokusunda, kas ve sinir liflerinde kopmalara bağlı felçle de sonuçlanabilecek ciddi durumlar meydana gelebilir.

Masaj tedavisi de hastalar tarafından çok tercih edilen bir yöntemdir. Bilimsel bir fizik tedavi yöntemi olarak kabul edilen masaj da uygun bir şekilde ve bilen kişiler tarafından yapıldığında yardımcı bir tedavi yöntemi olarak kullanılır. Rahatlatıcı, kas sertliklerini giderici, ağrı azaltıcı etkisi vardır. Ancak, tek başına tedavide yeterli olmaz. Yüzeyel ısıtıcılar, derin ısıtıcılar, elektrik akımları uygulamasından sonra kombine bir tedavide yararlanılabilir.

Hastaların yaptığı başka bir tercih de kaplıca tedavisi olabilmektedir. Kaplıcayı özellikle fizik tedaviden sonra öneriyorum... Yüzeyel ısıtıcı etkisi vardır, dolayısıyla derin dokuları etkileyemez. Sadece kaplıca tedavisi yeterli bir tedavi sağlayamaz. Muhakkak kaplıca tedavisi tercih edilecekse doktor kontrolünde olan ve fizik tedavi imkanları olan yerler seçilmelidir. Yirmi (20) seanslık bir fizik tedavi kürü sonrası uygulanacak kaplıca tedavisi hem etkinliği artırır hem de iyilik süresini uzatır.

Bel açıklığı tedavisinde yine yaygınca olarak uygulanan bir tedavi yöntemi akupunkturdur. Akupunktur de artık bir fizik tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Daha çok ağrı üzerine etkilidir. Ağrının çok şiddetli olduğu durumlarda uygulanabilir. Diğer fizik tedavi yöntemleri ile birlikte uygulandığında çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

Hasta ; verilen önerilere uyarsa sonraki yaşantısını normal geçirir.

Spor yapmak isteyenlerin hangi sporu yapacaklarını doktorlarına söylemeleri ve tavsiyelerine uymaları gerekir. Bel açıklığı olan hastaların rahatlıkla yapabilecekleri sporların başında yürüme ve yüzme gelmektedir. müstakil sadece bele yönelik egzersizlerin yapılmasıda çok önemlidir..

hülasa ; iyi bir merkezde uygun süre içerisinde kaliteli ve yoğun bir fizik tedavi görmenizi öneririm.

geçmiş olsun dileklerimi sunar , acil şifalar dilerim.
 
 
   TV de Dr. Ümit HAZAR
   FİZİK TEDAVİ SİTESİ
   OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
   ÇOCUKLARDA DÜZ TABANLIK
   BEL FITIĞINDA AKUPUNKTURLA TEDAVİ
   BEL AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
   BEL FITIĞINDA AMELİYAT NİÇİN TAM SONUÇ VERMEZ?
   Lazer şifa dağıtıyor
   Omuz ağrısının sebebleri
   Bacak ve ayak uyuşma nedenleri
   Uyku hastalıkları
   Horlama
   Sporun zararları
   behçet hastalığı
   Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
   Romatizma Nedir?
   ÇEKİÇ PARMAK (BEYZBOLCU PARMAĞI)
   ULNAR SİNİR SIKIŞMASI
   Egzersiz Kasları Nasıl Güçlendirir
   FİBROMYALJİ
   KABIZLIK
   ÇOCUK VE GENÇLERDE SKOLYOZ
   A dan Z ye İlkyardım
   BOYUN FITIĞI
   MENISKUS
Tümünü Görmek İçin Tıklayın