Kullanıcı Adı
   
   Şifre
   
     Üye Ol | Şifre ?
   
   
 
Kan grubunuz nedir ?
A Rh ( + ) , ( - )
B Rh ( + ) , ( - )
AB Rh ( + ) , ( - )
0 Rh ( + ) , ( - )
Kan grubumu bilmiyorum.
Bu ankete 69257 kişi katıldı.
Diğer Anketler
   
   Online Kullanıcı : 17
   Bugün : 825
   Toplam : 11020232
   
 
Soru Bilgileri
 Soru No : 4738
 Kullanıcı : Gizli
 Tarih : 24 Şubat 2011 14:12:14
 Durum : Cevaplandı
çoook acil

Yapılan inceleme: SERVİKAL MR.

Bulgular:

Servikal lordozda düzleşme izlenmiştir.
Spinal vertebral kolonda spondiloz ile uyumlu kemiklerde dejeneratif spondilartrozik değişiklikler, intervertebral disklerde dejeneratif disk hastalığı ile uyumlu bulgular izlenmektedir.
C3-4 düzeyinde intervertebral diskte sol posterior parasantral protrüzyon mevcuttur. Dural keseye anteriordan bası oluşmuştur. Anterior subaraknoid mesafe obliteredir. Spinal korda anteriordan bası bulunmaktadır. Sol C4 sinir köküne bası gözlenmiştir.
C4-5 düzeyinde invertebral diskte diffüz annüler bulging ile uyumlu simetrik taşma ve global posterior protrüzyon mevcuttur. Dural keseye anteriordan bası oluşmuştur. Anterior subaraknoid mesafe obliteredir. Spinal korda anteriordan belirgin bası bulunmaktadır. Spinal kanal çapı daralmış olup spinal dar kanal oluşmuştur. Bilateral nöral foramenlerde daralma izlenmiştir. Bilateral C5 sinir köküne bası gözlenmiştir. Disk aralığına bakan endplate’lerde ödem lehine sinyal intensite değişiklikleri ve düzensizlik görülmektedir.(Spondilodiskit).Klinik ve laboratuvar korelasyonu önerilir.
C5-6 düzeyinde intervertebral diskte sağ posterior parasantral geniş tabanlı protrüzyon mevcuttur. Dural keseye anteriordan bası oluşmuştur. Anterior subaraknoid mesafe obliteredir. Spinal korda anteriordan bası bulunmaktadır. Sağda daha belirgin olmak üzere bilateral nöral foramenlerde daralma izlenmiştir. Sağ C6 sinir köküne bası gözlenmiştir. Spinal kanal çapı daralmış olup spinal dar kanal oluşmuştur.
C6-7 düzeyinde intervertebral diskte diffüz annüler bulging ile uyumlu simetrik taşma ve sol posterior parasantral ekstrüzyon mevcuttur. Dural keseye anteriordan belirgin bası oluşmuştur. Anterior subaraknoid mesafe obliteredir. Spinal korda anteriordan belirgin bası bulunmaktadır. Spinal kanal çapı daralmış olup spinal dar kanal oluşmuştur. Bilateral nöral foramenlerde daralma izlenmiştir. Bilateral C7 sinir köküne bası gözlenmiştir.

Dr. Cengiz CANKAL
Radyodiagnostik Uzmanı
anneme bir ay içinde ameliyat önerdiler olmazsa omur ilik felci olacağını ama ameliyattada masada kalma ihtimalinin oldunu söylediler...
biilgilendirirseniz sevinirim şimdiden çok teşekkürler...
Soru Cevabı
MR raporuna göre ; annenizin boynunda değişik büyüklüklere ve değişik hasarlara neden olan 4 adet boyun fıtığı mevcuttur.

kısaca boyun anatomisi hakkında bilgi vereyim.

boyunda 7 adet omur cismi bulunur.
Yapıları itibarıyla bel omurlarından tek farkları, daha küçük olmalarıdır. Her omurga arasında yastıkçık dediğimiz kıkırdaklar mevcuttur. Bu kıkırdak yapının yırtılarak , omurga içinde seyreden omurilik veya kola dağılan sinirlere baskı yapması donucu oluşan hastalığa boyun fıtığı denir. boyun omurlarına tıpta "cervikal vertebralar " denir ve kısaca Cervikal kelimesinin baş harfi olan "C " ile numaralandırılır.

boyun fıtıkları ;
1) C 3-4 ( 3. ve 4. boyun omurları arasında ) ,
2) C 4-5 ( 4. ve 5. boyun omurları arasında ) ,
3) C 5-6 ( 5. ve 6. boyun omurları arasında ) ve
4) C 6-7 ( 6.ve 7. boyun omurları arasında ) bulunmaktadır.

annenizin boynunda bulunan bütün boyun fıtıkları ; önlerinden geçen sinir damarlarına değişik derecelerde bası yapmak suretiyle ezdiği için , önemli , ciddi ve tehlikeli bir fıtıklardır..

boyun ; anatomik yapısı itibarıyla çok narin ve tehlikeli bir bölgedir. boyunda 7 adet omur bulunduğundan sağ ve sol tarafta toplam 14 adet boyun fıtığı çıkış yeri mevcuttur.

bu durumda 4 adet fıtık cerrahi olarak alınsa bile ilerde geri kalan 10 farklı yerde başka bir boyun fıtığı çıkma riski büyüktür.

Bu nedenden dolayı , sanılanın tam aksine boyun fıtığı ameliyatları radikal % 100 netice veren ameliyatlar değildir.

Çünkü 14 adet boyun fıtığı çıkış yeri bulunmaktadır. Bunlardan biri alınsa , geriye 13 tane daha boyun fıtığına aday yer var demektir.
Nitekim boyun fıtığından 2-3 kez ameliyat olduğu halde , ilerde tekrar boyun fıtığı olan insanlarla karşılaşabilirisiniz. İşte bunun nedeni budur.
Boyun fıtığı ameliyatları diğer ameliyatlara benzemez. Apandektomi ameliyatı sadece 1 kez olur. safra kesesi ameliyatı da sadece 1 kez olur. Çünkü bir insanda bildiğiniz gibi , bir tane apandix , bir tane safra kesesi bulunur. Bunlar radikal çözüm getiren ameliyatlardır. Oysa , normal bir insanda 14 adet boyun fıtığı çıkış yeri olduğu için , boyun fıtığı ameliyatları radikal sonuç getirmeyen ve ilerideki dönemlerde bir dizi komplikasyonuda beraberinde getiren ameliyatlardır.

özetle ; sanılanın tam aksine boyun fıtığı ameliyatları radikal % 100 netice veren ameliyatlar değildir. Çünkü 14 adet boyun fıtığı çıkış yeri bulunmaktadır. Bunlardan biri alınsa , geriye 13 tane daha boyun fıtığına aday yer var demektir.

ayrıca boynun son derece dar ve tehlikeli bir anatomik yapısı olduğunu belirteyim

Amerika ve Kanada da boyun ve bel fıtığı ameliyatları 4 seneden beri çok kısıtlı olarak , ancak çok belirgin bazı şartlar meydana geldiğinde yapılmaktadır.
Fakat , ne yazıkki ülkemizde medyanında bilinçsizce yaklaşması neticesi peynir ekmek satılır gibi her yerde herkese boyun ve bel fıtığı ameliyatları yapılmaktadır.
Günümüzde bel ve boyun fıtıklarına genel yaklaşım ; MR daki görüntü ne olursa olsun ameliyat dışı, konservatif tedavilerin uygulanması ve şikayetlerin ortadan kaldırılmasıdır.

Konservatif tedavilerin cevap vermediği ve hastanın şikayetlerinin ciddi oranda artığı durumlarda ameliyata gidilmektedir.

Günümüzde ameliyatla sonuçlanan vakalarda ciddi olarak düşmektedir. örneğin İngiltere de bu oran binde sekizlere kadar düşmüştür.
Ameliyatlarda da şikayeti kaldırma oranı oldukça düşük kalmaktadır. Sıkça tartışılan ; ameliyat sonrası şikayetlerin geçmediği veya daha da arttığı "başarısız bel ameliyatı sendromu (fail back surgery sydrome)" çok ciddi oranlarda görülmektedir.

Bazı araştırmalar ise ; ameliyat olsun veya olmasın şikayetlerin tekrarlama şansının 1,5 -2 yıllık dönemde aynı olduğunu göstermektedir. Yine bazı araştırmalar ; konservatif tedavilerin başarı oranlarının ameliyatlarla aynı olduğu bildirmektedir.

Yerli , yabancı tıbbi araştırmalar ; fıtıkların başarılı geçen konservatif tedaviler sonrasında sinire baskıların azaldığını , böylelikle ameliyatsızda boyun fıtıklarının tedavi edilebileceğini göstermektedir.
Eğer şikayetler ameliyat tedavilerle kalkıyor ve kısa sürede (bir ağrı kesici gibi birkaç saat sonra) geri dönmüyorsa tedavi başarılı olmuş demektir.
Esasen ; boyun fıtıklarının öncelikle ameliyatsız tedavi edilmesi , eğer başarı sağlanamıyorsa ve belirli kriterlerde mevcutsa cerrahi tedavisi yapılması esastır.

boyun ve bel fıtıklarında bilinmesi gereken bazı gerçekler :

1) Bel ve boyun ağrıları ; nerdeyse insanlık tarihi kadar eski ve yaygın problemlerden biridir. Kutsal kitaplarda ve hipokrat`ın yazılarında bile yer almaktadır.
2) Günümüzde dünya nüfusunun %70-80 yaşamının herhangi bir döneminde en az bir kere boyun veya bel ağrısı çektiği saptanmıştır.
3) ABD de nezleden sonra en çok doktara gitme sebebi ; boyun veya bel fıtığıdır.
4) boyun ve bel ağrıları 45 yaş altı bireylerde en çok sakatlık nedenidir.
5) Türk milletinin %60.4 nün boyun ve bel ağrısı şikayeti olduğu ve kadınlarda daha fazla görüldüğü saptanmıştır. boyun ve bel ağrıları ameliyat sebebi olarak 3 sırada ve en çok hastanede yatarak tedavi edilen rahatsızlıklar içinde 5. sıradadır.
6) ABD ekonomisi her yıl teşhis ve tedavi masrafları ve işgücü kaybı sebebiyle 60-100 milyar dolar gibi bir ekonomik kayba uğramaktadır. (USA-National Center for Health Statistic 1990).
Bu kaybın ülkemiz için 10 milyar dolar (turizm gelirlerimizden fazla) olduğu tahmin edilmektedir.
7) MR da görülen fıtıkların ağrı mekanizması üzerine etkileri pek açık değildir.

boyun ve bel fıtıklarında sinir basısı sonucu kök ağrısının mekanizması açık değildir. Çoğu kez ameliyatlarda bile bu kök basısı bulunamaz. Ağrının tutulan kökün iltihaplanması sonucu oluştuğu konusunda fikir birliği vardır. Yaygın inanış ; disk içindeki jelimsi sıvının asitik yapısının sinirin dış zarı (dura) üzerine hasar verdiği yönündedir.
Başarılı bir ameliyat sonunda bile kalkmayan ağrılar (fail back surgery syndrome) gibi sebeblerle MR da görülen fıtıkların şikayetlerin gerçek sebebi mi sorusunu ön plana çıkarmaktadır.
8) MR sonucu görülen fıtıkların ne zaman oluştuğu belirlenememektedir.
9) Ayrıca yine yapılan araştırmalar ; hiçbir şikayeti ve ağrısı olmayan (asemptomatik) insanlarında (Dünya nüfusunun sadece %20 si ) MR görüntülerinde disk anormalitelerine %67 gibi ciddi bir oranda rastlandığını göstermektedir.

Yani ciddi fıtığı görünsede ,hiçbir şikayeti olmayan insanlar vardır.
O zaman , MR da görülen fıtığın mı ağrılara sebep olduğu sorusu akla gelmektedir.

Bu yüzden birçok uzmanın birleştiği nokta =

1) boyun fıtıklarının öncelikle ameliyatsız tedavi edilmesi , eğer başarı sağlanamıyorsa ve belirli kriterlerde mevcutsa en son çare olarak cerrahi tedavisi yapılması esastır.
2) boyun fıtığında tedavi edilmesi gerekenin MR görüntüsü değil ; hastanın kendisi (ve tabiki şikayetinin) olması gerektiğidir.
3) Ameliyat olan boyun fıtığı hastalarına ; ameliyatın radikal bir tedavi yöntemi olmadığı , ilerde bir başka yerden başka bir yerde yine fıtık çıkma riskinin her zaman mevcut olduğu hatırlatılmalıdır. Bu nedenle boyun fıtığı ameliyatı olan hastalarda mutlaka boyun kaslarını güçlendirici egzersizler yapmalıdır.

ayrıca C5-6-7 ; boyun hareketlerinin % 80 ninden sorumlu olan çok kritik ve dar bir anatomik bölgede kalan bir yerdir.
dolayısıyla bu bölgede yapılacak her türlü cerrahi müdahale riskli ve tehlikelidir.

özetle ; boyun fıtıklarında cerrahi tedavinin garantisi olmadığını ve ilerde tekrar boyun fıtığı olma riskinin mevcut olduğunu belirtmek isterim.

Tıpta risksiz hiç bir ameliyat yoktur.. her ameliyatın kendine göre bir riski ve tehlikesi vardır..
Özellikle bu cins ameliyatlarda risk ve tehlike daha fazladır..
Tıpta hiç bir tedavinin ve ameliyatın % 100 garantisi yoktur.

Garanti sadece ve sadece Allah a mahsustur.
bir saniye sonra kendisinin dahi ölüp ölmeyeceğini bilmeyen hiç bir doktor ; sizin anneniizin yüzde yüz şifa olup olmayacağını garanti edemez. Garanti veren varsa , yalan söylüyor demektir.

Ameliyat risklerinin ne olduğunu ve garanti konusunu , annenize ameliyat öneren doktorunuzla görüşmenizi öneririm.

Günümüzde bel ve boyun fıtıklarına genel yaklaşım ; MR daki görüntü ne olursa olsun ameliyat dışı diğer tıbbi konservatif tedavilerin uygulanması ve şikayetlerin ortadan kaldırılmasıdır.
Konservatif tedavilerin cevap vermediği ve hastanın şikayetlerinin ciddi oranda artığı durumlarda ameliyat son çare olarak görülmektedir.

Günümüzde ameliyatla sonuçlanan vakalarda ciddi olarak düşmektedir. örneğin İngiltere de bu oran binde sekizlere kadar düşmüştür.
Ameliyatlarda da şikayeti kaldırma oranı oldukça düşük kalmaktadır. Sıkça tartışılan, ameliyat sonrası şikayetlerin geçmediği veya daha da arttığı "başarısız fıtık ameliyatı sendromu (fail back surgery sydrome)" çok ciddi oranlarda görülmektedir.

Bazı araştırmalar ise ; ameliyat olsun veya olmasın şikayetlerin tekrarlama şansının 1,5 -2 yıllık dönemde aynı olduğunu göstermektedir. yine bazı araştırmalar konservatif tedavilerin başarı oranlarının ameliyatlarla aynı oranda olduğunu bildirmektedir.
Yerli , yabancı tıbbi araştırmalar fıtıkların başarılı geçen konservatif tedaviler sonrasında sinire baskıların azaldığını böylelikle ameliyat yapılmadanda boyun fıtıklarının tedavi edilebileceğini göstermektedir.

boyun fıtıklarının öncelikle ameliyatsız tedavi edilmesi , eğer başarı sağlanamıyorsa ve belirli kriterlerde mevcutsa cerrahi tedavisi yapılması esastır.

şiddetli bir boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan ağrı, uyuşma mevcuttur. Zamanla yırtılan kıkırdak sinirlere baskı yaparsa kolda kuvvetsizlik, eğer omuriliğin kendisinede bası yaparsa tüm vücutta hareket kusurları ortaya çıkabilir. Hastalığın çok ileri dönemlerinde yatağa bağımlı hale gelen hastalara rastlanır.

ayrıca yine yapılan tetkiklerde annenizin boynunda muhtemelen boynu sürekli olarak uzun süre sabit tutmaktan ( örneğin masa başı çalışma , bilgisayar kullanma , daktilo yazma , kitap okuma , dikiş , biçki , nakış , örgü , halı-kilim dokuma , uzun süre tv seyretme gibi ) dolayı ; annenizin boyun omurlarında düzleşme ( servikal lordozda düzleşme ) olduğu ve boyun anatomisinin bozulduğu görülmektedir.

esasen boyun fıtığı korkulacak bir durum değildir. Birçok hastalıklar gibi erken teşhis konulması önemlidir. Uygun bir tedavi programıyla hastalık kontrol altına alınabilir.

Tedavide; hastanın eğitimi, ilaç tedavisi, istirahat, fizik tedavi ve egzersiz yer almaktadır. Yapılan tedavilere cevap vermeyen ve fıtığı ilerleyen hastalarda en son çare olarak cerrahi müdahele gerekebilir. Ancak, bu durum sık değildir. zaten , cerrahi tedavinin garantisi olmadığını yukarda gerekçeleri ile izah etmiştim.

annenizin şikayetleri yoğun ve kaliteli iyi bir fizik tedavi ile tamamen geçecektir..

bu arada hastaların günlük yaşantısı düzenlenmeli ve ağrıyı azaltan ve artıran durumlar hatırlatılmalıdır.

1. Ağırlık kaldırmaması,
2. Ağır işler yapmaması,
3. Ters hareketlerden kaçınması
4. Ortopedik boyun yastığı kullanması
5. Orta sertlikte bir yatakta yatması,
6. Uzun süre aynı pozisyonda kalmaması,
7. Mesleğine göre nasıl hareket etmesi gerektiği,
8. Ağrıları tamamen geçse bile egzersizlerini hergün düzenli olarak yapması gerektiği vurgulanır.

Benim size önerim ; annenizi konusunda iyi bir eğitim almış , deneyimli bir fizik tedavi uzmanına bizzat muayene ettirerek gerekli tedaviyi yaptırmanız olacaktır.

geçmiş olsun , acil şifalar dilerim.

 
 
   TV de Dr. Ümit HAZAR
   FİZİK TEDAVİ SİTESİ
   OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
   ÇOCUKLARDA DÜZ TABANLIK
   BEL FITIĞINDA AKUPUNKTURLA TEDAVİ
   BEL AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
   BEL FITIĞINDA AMELİYAT NİÇİN TAM SONUÇ VERMEZ?
   Lazer şifa dağıtıyor
   Omuz ağrısının sebebleri
   Bacak ve ayak uyuşma nedenleri
   Uyku hastalıkları
   Horlama
   Sporun zararları
   behçet hastalığı
   Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
   Romatizma Nedir?
   ÇEKİÇ PARMAK (BEYZBOLCU PARMAĞI)
   ULNAR SİNİR SIKIŞMASI
   Egzersiz Kasları Nasıl Güçlendirir
   FİBROMYALJİ
   KABIZLIK
   ÇOCUK VE GENÇLERDE SKOLYOZ
   A dan Z ye İlkyardım
   BOYUN FITIĞI
   MENISKUS
Tümünü Görmek İçin Tıklayın