Kullanıcı Adı
   
   Şifre
   
     Üye Ol | Şifre ?
   
   
 
Kan grubunuz nedir ?
A Rh ( + ) , ( - )
B Rh ( + ) , ( - )
AB Rh ( + ) , ( - )
0 Rh ( + ) , ( - )
Kan grubumu bilmiyorum.
Bu ankete 72399 kişi katıldı.
Diğer Anketler
   
   Online Kullanıcı : 19
   Bugün : 10008
   Toplam : 11855984
   
 
Soru Bilgileri
 Soru No : 8105
 Kullanıcı : Gizli
 Tarih : 04 Temmuz 2012 01:49:24
 Durum : Cevaplandı
spondolitt

hocam saygılar ben 10 yıldır agrılarla yaşıyorum ve cok doktor gezdım sebebını bulamamışlarda en sonunda gecen yıl ayten yazıcı hanım efendı hocamaız bana sen spondolıt demıstii ve bana bı serum onerdı 3 ayda bır takılan fakat ben bu serumu kabul etmedım yan etkılerıı kansere kadar gıdıyor ve ımzalamadım ama agrılarım devam edıyor sanırım bu serumu taktırcam bu hastaliğin amakıyat gıbı tedavısı yokmudur verem savasta tahlıll yaptırdım normel ınsanlarda 7mılım cıkıyomuş bende 8 mılım cıktıı bı ığne vurdular 3gun sonra gıttım olctu 8 mılım dedı ne olduğunuda bılmıyorum ordan serumu taktırmaya gıdecektım vaz getım su an kulladığım ılac volteren sr75 fakat bu ılacta artık mıdeme zarar verıyoo agrı yapıyor yarım içtığımde pek olmuyoo ama agrılarımda sııddlendı ne yapmalıyım hocam yokmu bunun bı caresii yardımcı olun luttfenn saygılarımla.
Soru Cevabı
ankilozan spondilit ağrılı, ilerleyici bir romatizmal hastalıktır. Temelde omurgayı etkilemekle beraber, diğer eklemleri, kiriş ve bağları da etkileyebilir. Bazen göz, akciğer, barsak ve kalp tutuluşu da görülebilir.

Omurga, 24 omur ve bunlar arasındaki 110 eklemden oluşur. Omurgada 3 bölüm vardır : 7 boyun omuru, 12 sırt omuru ve 5 bel omuru. Boyun bölgesi çok hareketlidir. Sırt bölgesinde her bir omur, iki yandan kaburgalarla birleşir. Bel bölgesinin alt kısmında yer alan sakrum kemiği, leğen kemiği içinde yuvalanmıştır. Sakrum ve pelvis kemikleri arasında her iki yanda yeralan eklemler sakroiliak eklemler olarak adlandırılır. Işte bu eklemler AS’in ilk başladığı bölgedir.

ankilozan spondilitin ( AS ) neden tam olarak bilmemektedir.
Araştırmalar, AS hastalarının %96’sında benzer genetik hücre işaretleyicileri (HLA-B27)’nin bulunduğunu göstermiştir. Olasılıkla, normalde zararsız olan bazı mikroorganizmalar, HLA-B27 ile ilişkiye girmektedir. Bazı barsak ya da idrar yolları hastalıkları AS’in ortaya çıkmasını tetiklemektedir. Bazen, belirtiler yatak istirahati (sözgelimi trafik kazasını izleyen istirahat) döneminden sonra da ortaya çıkabilir.
Reiter sendromu olarak bilinen hastalık da AS’e yol açabilir. Reiter sendromunda gözde yangısal tutuluş (irit, üveit, konjunktivit), dış idrar yolu yangısı (üretrit) ve büyük eklemlerde daha sık olmak üzere eklem tutuluşları görülür.
AS’de ilk tutulan bölge sıklıkla leğen kemikleridir. Buna farklı zamanlarda bel, göğüs kafesi ve boyun bölgeleri tutuluşları eklenir. Bu bölgelerde, kiriş ve bağların kemiğe yapıştıkları yerde ortaya çıkan yangı temel bozukluktur. Bu yapışma yerlerinde aşınmalar meydana gelir. Yangı yatışırken, iyileşme sürecinde yeni kemik oluşumları ortaya çıkar. Kiriş ya da bağlardaki elastik dokuların yerine kemik dokusunun geçmesiyle, harekette azalma olur. Yangısal olayın tekrarlamaları sonucunda kemik oluşumları artar ve omurga kemikleri kaynaşarak bütün bir hal alırlar ve bu da hareketlerin kısıtlanmasıyla sonuçlanır. Hastalığın başlangıç dönemlerindeki hareket kısıtlılığının nedeni, ağrı ve kas kasılmalarıdır ve bu dönemde ilaç kullanımı ile düzelir. Ancak, ileri dönemdeki kemiklerdeki birleşmeden sonra ortaya çıkan hareket kısıtlılığı geriye dönmez. Bunun engellenebilmesi ya da yavaşlatılabilmesi için, egzersizlerin düzenli olarak yapılması şarttır.

hastalık ; İngiltere’de 200 erkekte 1 ve 500 kadında 1 sıklığında görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 1000’de 1 olarak bildirilmektedir.

Erkekler, kadınlar ve çocuklarda görülebilir. Erkeklerde, kadınlardan yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Tüm yaşlarda başlayabilir. Genellikle 20’li yaşlarda (ortalama olarak 24-26 yaşında) başlamaktadır. genelde askerlik çağında meydana geldiği için ; askerlik romatizması olarakta bilinirsede , askerlikle alakası yoktur.. sadece askerli çağında ( 20 li yaşlarda ) daha çok ortaya çıkar.
Ancak, belirtiler daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilir. 40 yaşından sonra başlangıç nadirdir.

Tipik belirtileri şunlardır :
•Haftalar ya da aylar içinde yavaş yavaş artan bel ağrısı ve sertlik.
•Gün içinde hareket etmekle ya da egzersizle azalan sabah sertliği ve ağrısı. Egzersizlerden sonra daha iyi, istirahatten sonra daha kötü hissedilmesi (mekanik karakterli bel ağrılarının tersine – sözgelimi bel fıtığı-).
•3 aydan uzun süredir belirtilerin varlığı.
•Özellikle erken dönemlerde, kilo kaybı.
•Yorgunluk.
•Ateş ve gece terlemesi.

Tipik belirtiler bunlar olmasına karşın, bazen farklı şekillerde başlangıç görülebilir. Belde belirgin bir ağrı olmaksızın, kaba etlerde bazen bir tarafta, bazen diğer tarafta değişici şekilde ağrı ile başlaması da sıktır. Bu ağrı bele, uyluğa yayılım gösterebilir. Bazen de yalnızca topuk ağrısı, göğüs ağrısı ile başlayabilir.
AS bazen, kalça, diz, ayak bilekleri ve omuzda ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Topuklarda ağrı görülebilir. Az sayıda hasta çene eklemi de etkilenebilir.
Bazen göz, kalp, akciğerler ve böbrekleri etkileyebilir. Bunlar yaşamsal sorunlar yaratacak etkiler değildir ve daha kolay tedavi edilebilirler.

ayrıca kalp , akciğerler , böbrek gibi hayati organları etkilediği gibi ; Kilo kaybı, hafif ateş, yorgunluk, kansızlık ve bazen depresyon görülebilir. İyi beslenmeli ve istirahat etmelisiniz. Kansızlık için gerekirse doktorunuz size uygun ilaçları verecektir.
AS’li hastalarda görülebilen önemli bir sorun da osteoporoz’dur. Osteoporoz, kemiklerin yoğunluğunun azalması ve daha gözenekli hale gelmesiyle karakterli bir hastalıktır. En önemli sonuçları ise, omurlar ve kalça başta olmak üzere kolay kemik kırıklarının ortaya çıkmasıdır. Tanı için bazı laboratuvar incelemeleri ve kemik yoğunluğu ölçümü gereklidir. Tedavide, hekiminizin uygun göreceği ilaçlar ve düzenli yapacağinız egzersizler yararlı olacaktır.

açıkça bilinmelidir ki egzersiz yapan hastaların durumu, egzersiz yapmayanlardan çok daha iyidir....Bu hastalığın tedavisinde cerrahi tedavinin yeri yoktur..

AS tedavisinde temel amaç ağrının azaltılması, vücut pozisyonunun ve eklem hareketliliğinin korunmasıdır. Hastalar ağrı nedeniyle bazı hareketlerden kaçınırlar. Hastalığın doğası gereği, istirahat ağrıyı daha da arttırır ve ayrıca eklem hareketliliğinin azalmasına, vücut pozisyonunun bozulmasına yol açar. AS’li hastaların %80’inden fazlası ağrı, sertlik ve yangıyı azaltmak amacıyla steroid olmayan yangı giderici ilaçlar kullanırlar. Geceleri yatarken kullanılan ilaç, gecenin iyi geçmesini, sabah daha rahat kalkmasını ve sertliğin azalmasını sağlar. Gerekirse, gündüzleri ek bir doz da kullanılabilir. Ancak, bazı hastalarda bu ilaçların başta mide-barsak sistemi olmak üzere bazı yan etkileriyle karşılaşılabilir. Bu hastalarda ise, mide koruyucu ilaçlardan yararlanılır ya da sadece parasetamol gibi basit ağrı kesici ilaçlar önerilir. Bazı hastalarda, steroid olmayan yangı giderici ilaçlar yeterli olmaz. Bu hastalarda, sulfasalazin (Salazopyrin) ya da metotreksat gibi ilaçların tedaviye eklenmesi gerekebilir.

Unutmayınız ! İlaç tedavisinin temel amacı, ağrınızı azaltarak, hareketliliğinizin devamını ve böylece çalışmanızı, egzersizlerinizi daha rahat yapmanızı ve vücut pozisyonunuzu korumanızı sağlamaktır.

AS, hemen hemen hiçbir zaman yaşamı tehdit etmez...Hasta olan baba ya da annenin HLA-B27 genini çocuklarına iletme olasılığı %50’dir. Ancak, bu geni taşıyan herkeste AS ortaya çıkmaz.
Siz hastaysanız, çocuğunuzda AS gelişme olasılığı %10; eğer çocuğunuzda HLA-B27 geni varsa %20’dir. Hasta dede ya da nineden toruna AS hastalığının geçme olasılığı ise %5’tir.
Eğer çocuğunuzda erken AS bulguları gelişirse, bu konuda uzman bir doktora danışmanız yerinde olacaktır.

AS tüm hastalarda aynı gidişi izlemez. Hastadan hastaya farklılıklar gösterebilir. Genellikle, belirtiler yıllar boyunca gelir ve gider, çeşitli aralıklarla tekrarlar. Klasik olarak önce bel bölgesi sertleşir, sonra bu sertlik omurga boyunca yukarı doğru boyun bölgesine dek ilerler ve omurganız öne eğik bir şekilde hareketsiz kalır.

Uygun tedavi edilmeyen bir hastada gelişecek klasik vücut pozisyonu, kalçalar ve dizlerde bükülme, omurgada (bel, sırt ve boyunda) hareketsizlik, sırtta kamburlaşma ve bombe bir karın şeklindedir. Bu kötü vücut pozisyonu, kötü görünüm yanısıra, günlük yaşamınızda birçok sorunla karşılaşmanıza neden olur.
Eğer vücut pozisyonunuza özen gösterir, egzersizlerinizi düzenli olarak yapar ve önerilere uyarsanız ciddi sorunların önüne geçebilirsiniz.
Eğer hastalığınızın gerekirdiği şeyleri iyi bir şekilde yaparsanız, günlük yaşantınızı normal bir şekilde sürdürebilirsiniz.

AS’li hastaların çoğunun iş hayatı normal insanlardan pek az farklıdır. Gerçekten, büyük çoğunluğu normal sürelerde çalışırlar. Bununla beraber, iş hayatınızda dikkat etmeniz gereken şeyler vardır.

İşteyken oturma ve ayakta durma sırasında omurganızın pozisyonuna özel dikkat göstermelisiniz. Masa başında çalışıyorsanız, doğru vücut pozisyonu için masa ve sandalyenizin yüksekliğini ayarlamalı, öne doğru eğik oturmamalısınız. Uzun süre oturmamalı ya da ayakta durmamalısınız. Eğer uzun süre aynı pozisyonda durmanız gerekirse, olabildiği kadar sıkça eklemlerinizi hareket ettirmeli ve esnetme hareketleri yapmalısınız. Yorucu işlerde çalışanların zaman zaman istirahat etmeleri yerinde olur. 20 dakika kadar sırtüstü ya da yüzükoyun yatmak, omurganın öne eğik pozisyonunu engellemek için çok yararlıdır. Hastalığınız ve işiniz birbirini kötü yönde etkileyen özellikler taşıyorsa, işiniz ya da çalışma koşullarınızda değişiklik yapmak gerekli olabilir.

Korse kullanmak kesinlikle doğru değildir. bunlar, omurgayı sert halde tutarak kötü etkili olurlar. Omurgayı bir korseyle hareketsiz kılmak, hareket etme yeteneklerinin daha da azalmasına neden olur.
Balık ve baklagiller gibi proteinden zengin besinler yiyin. Vitaminlerden zengin sebzeler ve önemli bir kalsiyum kaynağı olan süte beslenmenizde ağırlıklı olarak yer verin. Ancak, bunların yanısıra, fazla kilo almaktan da kaçının.
AS, akciğerlerin kapasitesini azaltabilir. Sigara içmek akciğer hastalıklarına eğilimi de arttırır. Bu nedenle, eğer içiyorsanız, sigarayı bırakmanız çok önemlidir.
Kırık-çıkıkçı, bel çeken şahıslardan uzak durun..
Bu şahısların yapacağı herhangi bir şey, sizin için çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Bu tip uygulamalara kesinlikle başvurmayın.

alternatif tedavi olarak Akupunktur, aromaterapi gibi alternatif tedavi yöntemleri kullanılabilir. Ancak bunların alışılmış tedavilere üstünlükleri yoktur.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon, hastalığınızın tedavisinde çok önemli yer tutar. Günlük egzersizleriniz ve korumanız gereken pozisyonlar size öğretilecektir.
Kalça ve omuzlarınız başta olmak üzere bazı önemli eklemlerinizin hareketliliğini arttırmayı da öğreneceksiniz. Hareketsizlik, kaslarınızın gücünün azalmasına ve boylarında kısalmaya neden olabilir.
Yapacağınız güçlendirme ve germe egzersizleri, kaslarınızın gücünün ve esnekliğinin korunmasında, arttırılmasında da çok önemlidir.
Egzersizlerinizi düzenli olarak yapma alışkanlığı edinmeniz çok önemlidir.
Günlük egzersizler, hastaların kendi kendilerine uygulayacakları tedavinin önemli bir yönüdür. Düzenli yapılan egzersizler, AS tedavisinde çok önemli bir yer tutar. Egzersizlerin iyi bir şekilde öğrenilmesi ve düzenli olarak yapılması gereklidir. Tüm egzersizler en az günde 1 kez, hatta daha iyisi 2 kez yapılmalıdır.
Akciğer kapasitesinin arttırılması için, tüm hareketler solunum egzersizleriyle birlikte uygulanmalıdır. Tüm hareketlerde, hareketi yaparken burundan derin nefes alıp, başlangıç pozisyonuna dönerken ağızdan üfleyerek nefes verilmelidir.

Ankilozan Spondilit tanısı koyabilmek için bazı kriterler mevcuttur:

Bu kriterler:

1) Egzersiz ile geçen dinlenme ile geçmeyen 3 aydan uzun süren bel ağrısı ve katılığı.

2) Bel omurlarının 3 planda (sagital, frontal, egzersiz ile ) rahatlayan , dinlenme ile geçmeyen hareket kısıtlılığı.

3) Yaş ve cinsiyete göre göğüs ekspansiyonun normal değerin altında olması.
Göğüs ekspansiyonunun normal değerleri (cm):

15-24 yaş: erkek=4, kadın=3,6

25-34 yaş erkek= 4,3, kadın=3

35-44 yaş erkek=2,7, kadın=3,4

45-54 yaş erkek=2,6, kadın=2,7

55-64 yaş erkek=1, kadın=1,7

65-74 yaş erkek=1,1, kadın=2

75 yaş üstü erkek=1,1, kadın=2

4) Bilateral (iki taraflı) grade 2 veya unilateral (tek tarafta) grade 3-4 sakroiliit

(Grade 0= Normal, 1=şüpheli, 2=erozyon ve skleroz, 3=erozyon, skleroz, erken ankiloz, 4=total ankiloz)

Kesin tanı için =
Radyolojik kriter (4. kriter ) yanında , diğer kriterlerden en az 1 klinik kriter olması gereklidir.

Benim size önerim ; bizzat konusunda çok iyi bir eğitim almış , deneyimli bir fizik tedavi uzmanına şahsen muayene olarak gerekli tedaviyi görmeniz olacaktır.

geçmiş olsun , acil şifalar dilerim.
 
 
   TV de Dr. Ümit HAZAR
   FİZİK TEDAVİ SİTESİ
   OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
   ÇOCUKLARDA DÜZ TABANLIK
   BEL FITIĞINDA AKUPUNKTURLA TEDAVİ
   BEL AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
   BEL FITIĞINDA AMELİYAT NİÇİN TAM SONUÇ VERMEZ?
   Lazer şifa dağıtıyor
   Omuz ağrısının sebebleri
   Bacak ve ayak uyuşma nedenleri
   Uyku hastalıkları
   Horlama
   Sporun zararları
   behçet hastalığı
   Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
   Romatizma Nedir?
   ÇEKİÇ PARMAK (BEYZBOLCU PARMAĞI)
   ULNAR SİNİR SIKIŞMASI
   Egzersiz Kasları Nasıl Güçlendirir
   FİBROMYALJİ
   KABIZLIK
   ÇOCUK VE GENÇLERDE SKOLYOZ
   A dan Z ye İlkyardım
   BOYUN FITIĞI
   MENISKUS
Tümünü Görmek İçin Tıklayın