Kullanıcı Adı
   
   Şifre
   
     Üye Ol | Şifre ?
   
   
 
Kan grubunuz nedir ?
A Rh ( + ) , ( - )
B Rh ( + ) , ( - )
AB Rh ( + ) , ( - )
0 Rh ( + ) , ( - )
Kan grubumu bilmiyorum.
Bu ankete 72315 kişi katıldı.
Diğer Anketler
   
   Online Kullanıcı : 19
   Bugün : 4444
   Toplam : 11837217
   
 
Soru Bilgileri
 Soru No : 9137
 Kullanıcı : Gizli
 Tarih : 14 Aralık 2012 11:55:46
 Durum : Cevaplandı
BEL AĞRISI SİNİR SIKIŞMASI

Hocam ben malatyada yaşıyorum.sorunumu sizlere bildirmek istedim.Bende 47 yaşındayım ve kilom 107 civarında.belimde ve ayaklarımda çok büyük bir ağrı var.bu konuyla ilgili mr çektirdim ve acil ameliyat dediler.ama işimden dolayı bu ameliyatı olmam zor görünüyor.size mr sonucumu gönderiyorum.bu konu hakkında beni bilgilendirir ve yardımcı olursanız çok sevinirim.

LOMBER MR:
İNCELEME TEKNİĞİ.
SE;T1 ağırlıklı saggital
SE;T1 ağırlıklı aksiyal
FSE ; T2 ağırlıklı saggital

Lomber lordoz normaldir
L4-5 L5 S1 intervertebral disk mesafesinde sıvı kaybına bağlı sinyal azalması izlenmektedir
L3-4 düzeyinde anterior epidural yağlı mesafeyi daraltan diffüz anüler bulging mevcuttur.faset eklemler hipertrofiktir.Bilateral nöral foremenler inferiordan daralmış izlenmektedir
L4-5 düzeyinde anterior epidural yağlı mesafeyi silen dural saka bası oluşturan spinal kanalda daralmaya neden olan geniş tabanlı protrüde disk hernisi izlenmektedir.faset eklemler ve ligamentum flavumlar hipertrofiktir.BİLATERAL NÖRAL FOREMENLER İNFERİORDAN DARALMIŞ İZLENMEKTEDİR.SPİNAL KANAL TRANSVERS ÇAPI BELİRGİN DARALMIŞ GÖRÜNÜMÜNDEDİR(DAR SPİNAL KANAL)
L5-S1 düzeyinde anterior epidural yağlı meafeyi daraltan diffuz anüler bulging mevcuttur.Faset eklemler hipertrofiktir.Bilateral nöral foremenler inferiordan daralmış izlenmektedir.
İntra yada ekstradural kitle formasyonu saptanmadı.
Konus medullaris L1 de sonlanmaktadır.Filum terminale serbesttir.
İntra ve ekstradural spinal kanal içi lipım tespit edilmedi

Hocam buna ameliyattan başka çözüm yokmudur. Bana yardımcı olursanız çok sevinirim İYİ ÇALIŞMALAR

Soru Cevabı
MR raporlarınıza göre belinizde:
1- değişik hasarlara neden olan 3 adet bel fıtığı,
2- omurilik kanaılında daralma mevcuttur

normalde ; belde 5 tane omur vardır ve bunlara Lomber omur denir. Lomber’in baş harfi olan L harfi ile numaralandırmak suretiyle kaçınçı bel omuru olduğu izah edilir.
lomber omurların hemen altında sakrum ( sağrı ) omurları yer alır.Aynı şekilde sakrum ( sağrı ) bölgesindede 5 tane omur vardır. ve bunlarda sakrum’un baş harfi olan S harfi ile numaralandırmak suretiyle kaçınçı bel omuru olduğu izah edilir.

bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere sizde 3 adet bel fıtığı bulunmaktadır.
bunlar:
1) 3.bel omuru ile 4.bel omuru arasında (L3-L4 ) ,
2) 4.bel omuru ile 5.bel omuru arasında ( L4-L5 ) ve
3) 5.bel omuru ile 1.sağrı omuru arasında (L5-S1 ) bulunmaktadır.

belde 5 tane bel omuru olması nedeniyle , normal bir insanda sağ tarafta 5 , sol taraftada 5 aralık olmak üzere toplam 10 adet bel fıtığı çıkış yeri bulunmaktadır.

her üç bel fıtığınızda önlerinden geçen sinir damarlarına bası yapan ve dikkatle takip ve kontrol altında bulundurulması gereken bir fıtıklardır.

Bu nedenle mutlaka AMELİYATSIZ olarak tedavi edilmesi gerekir.

öncelikle size bel fıtıklarında ameliyatın niçin tam kesin sonuç vermediğini ve ilerde niye tekrar bel fıtığı olma nedenini izah edeyim.

İnsan omurgasında bel bölgesinde 5 adet omur cismi bulunur.
Omurlar arasında bulunan ve elastıkiyeti sağlayan “ disk” adı verilen yumuşak et parçasının , herhangi bir basıya , basınca maruz kalması sonucu bulunduğu mesafeyi terk ederek önündeki sinir köklerine değerek onları sıkıştırması tablosuna “ bel fıtığı “ diyoruz.

Bel bölgesinde 5 adet omur cismi olduğuna göre ; sağ tarafta 5 , sol taraftada 5 olmak üzere toplam 10 adet bel fıtığı çıkış yeri mevcuttur…
Başka bir deyişle ; normal bir insanda bel bölgesinde toplam 10 adet bel fıtığı çıkış yeri mevcuttur. Bel fıtığında sıkışan sinir kökleri organizmanın hareket etmesine sebebiyet veren oluşumlardır.
Bel fıtığı ameliyatı esnasında bu sinir kökleri serbestleşse de , ilerde orjinal yapısını kaybettiği için çevresine granulasyon dokusu oluşacaktır.
Kaba bir tabirle ; en mükemmel yapılan bel fıtığı ameliyatlarında bile 10 aralıktan birini iptal ettiğiniz için hastada % 10 hareket kaybı olması normaldir. Eğer 2 tane fıtık varsa %20 , 3 fıtık varsa % 30 , 4 fıtık varsa % 40 hareket kaybı olacaktır.
Bu nedenden dolayı , sanılanın tam aksine bel fıtığı ameliyatları radikal % 100 netice veren ameliyatlar değildir. Çünkü 10 adet bel fıtığı çıkış yeri bulunmaktadır. Bunlardan biri alınsa , geriye 9 tane daha bel fıtığına aday yer var demektir.
Nitekim bel fıtığından 2-3 kez ameliyat olduğu halde , ilerde tekrar bel fıtığı olan insanlarla karşılaşabilirisiniz. İşte bunun nedeni budur.
Bel fıtığı ameliyatları diğer ameliyatlara benzemez. Apandektomi ameliyatı sadece 1 kez olur. safra kesesi ameliyatı da sadece 1 kez olur. Çünkü bir insanda bildiğiniz gibi , bir tane apandix , bir tane safra kesesi bulunur. Bunlar radikal çözüm getiren ameliyatlardır. Oysa , normal bir insanda 10 adet bel fıtığı çıkış yeri olduğu için , bel fıtığı ameliyatları radikal sonuç getirmeyen ve ilerideki dönemlerde bir dizi komplikasyonuda beraberinde getiren ameliyatlardır.

Amerika ve Kanada da bel fıtığı ameliyatları 4 seneden beri çok kısıtlı olarak , ancak çok belirgin bazı şartlar meydana geldiğinde yapılmaktadır.
Fakat , ne yazıkki ülkemizde medyanında bilinçsizce yaklaşması neticesi peynir ekmek satılır gibi her yerde herkese bel fıtığı ameliyatları yapılmaktadır.
Günümüzde bel ve boyun fıtıklarına genel yaklaşım ; MR daki görüntü ne olursa olsun ameliyat dışı, konservatif tedavilerin uygulanması ve şikayetlerin ortadan kaldırılmasıdır.
Konservatif tedavilerin cevap vermediği ve hastanın şikayetlerinin ciddi oranda artığı durumlarda ameliyata gidilmektedir. Günümüzde ameliyatla sonuçlanan vakalarda ciddi olarak düşmektedir. örneğin İngiltere de bu oran binde sekizlere kadar düşmüştür.
Ameliyatlarda da şikayeti kaldırma oranı oldukça düşük kalmaktadır. Sıkça tartışılan ; ameliyat sonrası şikayetlerin geçmediği veya daha da arttığı "başarısız bel ameliyatı sendromu (fail back surgery sydrome)" çok ciddi oranlarda görülmektedir. ( Bakınız : http://www.angelfire.com/fl/screwd/fbsyndrome.html )

Bazı araştırmalar ise ; ameliyat olsun veya olmasın şikayetlerin tekrarlama şansının 1,5 -2 yıllık dönemde aynı olduğunu göstermektedir. Yine bazı araştırmalar ; konservatif tedavilerin başarı oranlarının ameliyatlarla aynı olduğu bildirmektedir.
Yerli , yabancı tıbbi araştırmalar ; fıtıkların başarılı geçen konservatif tedaviler sonrasında sinire baskıların azaldığını , böylelikle ameliyatsızda bel fıtıklarının tedavi edilebileceğini göstermektedir.
Eğer şikayetler ameliyatsız tedavilerle kalkıyor ve kısa geri dönmüyorsa , tedavi başarılı olmuş demektir.
Esasen ; bel fıtıklarının öncelikle ameliyatsız tedavi edilmesi , eğer başarı sağlanamıyorsa ve belirli kriterlerde mevcutsa cerrahi tedavisi yapılması esastır.

Bel fıtığında bilinmesi gereken bazı gerçekler

1) Bel ve boyun ağrıları ; nerdeyse insanlık tarihi kadar eski ve yaygın problemlerden biridir. Kutsal kitaplarda ve hipokrat`ın yazılarında bile yer almaktadır.
2) Günümüzde dünya nüfusunun %70-80 yaşamının herhangi bir döneminde en az bir kere bel ağrısı çektiği saptanmıştır.
3) ABD de nezleden sonra en çok doktara gitme sebebi ; bel fıtığıdır.
4) Bel ağrıları 45 yaş altı bireylerde en çok sakatlık nedenidir.
5) Türk milletinin %60.4 nün bel ağrısı şikayeti olduğu ve kadınlarda daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Bel ağrıları ameliyat sebebi olarak 3 sırada ve en çok hastanede yatarak tedavi edilen rahatsızlıklar içinde 5. sıradadır.
6) ABD ekonomisi her yıl teşhis ve tedavi masrafları ve işgücü kaybı sebebiyle 60-100 milyar dolar gibi bir ekonomik kayba uğramaktadır. (USA-National Center for Health Statistic 1990).
Bu kaybın ülkemiz için 10 milyar dolar (turizm gelirlerimizden fazla) olduğu tahmin edilmektedir.
7) MR da görülen fıtıkların ağrı mekanizması üzerine etkileri pek açık değildir.
Bel fıtıklarında sinir basısı sonucu kök ağrısının mekanizması açık değildir. Çoğu kez ameliyatlarda bile bu kök basısı bulunamaz. Ağrının tutulan kökün iltihaplanması sonucu oluştuğu konusunda fikir birliği vardır. Yaygın inanış ; disk içindeki jelimsi sıvının asitik yapısının sinirin dış zarı (dura) üzerine hasar verdiği yönündedir.
Başarılı bir ameliyat sonunda bile kalkmayan ağrılar (fail back surgery syndrome) gibi sebeblerle MR da görülen fıtıkların şikayetlerin gerçek sebebi mi sorusunu ön plana çıkarmaktadır.
8) MR sonucu görülen fıtıkların ne zaman oluştuğu belirlenememektedir.
9) Ayrıca yine yapılan araştırmalar ; hiçbir şikayeti ve ağrısı olmayan (asemptomatik) insanlarında (Dünya nüfusunun sadece %20 si ) MR görüntülerinde disk anormalitelerine %67 gibi ciddi bir oranda rastlandığını göstermektedir.

Yani ciddi fıtığı görünsede ,hiçbir şikayeti olmayan insanlar vardır.
O zaman , MR da görülen fıtığın mı ağrılara sebep olduğu sorusu akla gelmektedir.

Bu yüzden birçok uzmanın birleştiği nokta =

1) Bel fıtıklarının öncelikle ameliyatsız tedavi edilmesi , eğer başarı sağlanamıyorsa ve belirli kriterlerde mevcutsa en son çare olarak cerrahi tedavisi yapılması esastır.
2) Bel fıtığında tedavi edilmesi gerekenin MR görüntüsü değil ; hastanın kendisi (ve tabiki şikayetinin) olması gerektiğidir.
3) Ameliyat olan bel fıtığı hastalarına ; ameliyatın radikal bir tedavi yöntemi olmadığı , ilerde bir başka yerden başka bir bel fıtığı çıkma riskinin her zaman mevcut olduğu hatırlatılmalıdır. Bu nedenle bel fıtığı ameliyatı olan hastalarda mutlaka bel kaslarını güçlendirici egzersizler yapmalıdır.
4) ameliyat edildiği halde tekrarlayan ya da başka yerden çıkan bel fıtıklarında en fazla 4 ameliyat yapılır..Çünkü 4 diskin alınması sonucu % 40 hareket kaybı ortaya çıkar. 5. bir ameliyatın olması demek ; hastayı "yatalak hasta" haline getirmek anlamına gelir ki ; bunu hiç bir doktor yapmaz..
O nedenle bel fıtığı ameliyatları en fazla 4 kez yapılır.

Ayrıca tıpta hiç bir ameliyatın % 100 garantisi yoktur.

Garanti sadece ve sadece Allah a mahsustur.
bir saniye sonra kendisinin dahi ölüp ölmeyeceğini bilmeyen hiç bir doktor ; sizin yüzde yüz şifa olup olmayacağınızı , ilerde daha kötü olup olmayacağınızı , hangi hastalıkları geçireceğinizi , ne kadar yaşayacağınızı ve ne zaman öleceğinizi garanti edemez.
Garanti veren varsa , yalan söylüyor demektir.

omurilik kanalındaki daralmaya gelince...

tıpta "Spinal stenoz" olarak bilinen omurilik kanalında daralma ; doğuştan ya da sonradan olma nedenlerle omurilik kanalının ve/veya omurilikten çıkan sinirlerin geçtiği sinir kanallarının daralmasıdır.

Spinal stenoz boyun ve bel omurgasında görülür. Boyun bölgesindeki Spinal stenoz servikal miyelopati olarak adlandırılır. Bu sebeple Spinal stenoz den bahsedilince genellikle bel bölgesindeki stenoz anlaşılır.

Spinal stenoz bel ve bacaklarda ağrıya yolaçan sık rastlanan bir hastalıktır.

Spinal stenozun sebeplerine gelirsek......

1-Yaş : Yaş ilerledikçe omurgadaki kemikleri birbirine bağlayan bağlar kalınlaşır, yine yaşlanmaya bağlı olarak osteofitler oluşur ve omurilik kanalını daraltır.

2-bel fıtıklarında diskteki yozlaşma sonucu disk yüksekliği azalır ve disk genişleyerek kanalı daraltır. Faset eklemlerdeki yaşlanma ve kireçlenmeye bağlı yozlaşmalar omurilik kanalını ve sinir kanalını daraltarak Spinal stenoz belirtilerine yol açar.

3-Kalıtım : Omurilik kanalı doğuştan dar olanlarda çok daha erken yaşlarda Spinal stenoz belirtileri görülebilir.

4-- Geçirilmiş omurga ameliyatları ve travmaları daha sonra yıpranma ve yozlaşmalara sebep olarak omurilik kanalını daraltabilir.

5 -Bel omurlarındaki kan akımı değişiklikleri

Spinal stenozun belirtileri ise değişiktir....

1) Hareketle artan, dinlenmekle azalan ağrı, ağrı öne doğru eğilmekle kısmen azalır, geriye doğru kaykılmakla artar. Hasta yokuş ya da merdiven inerken daha çok rahatsız olur.
2) Bacaklarda uyuşma, karıncalanma, üşüme, sıcak hissetme, güçsüzlük, yorgunluk.
3) Beceriksizlik, sık düşme, yürürken ayakucunun takılması.

Spinal stenozun kesin teşhisi için MR ve TOMOGRAFİ gibi ileri tetkik metodları gereklidir.

Tedavine gelince.....

Spinal stenoz tedavisi zor bir hastalıktır.

1-Lomber fleksiyon egzersizleri spinal kanalın çapını kısmen genişletir.
2-Anti-romatizmal ilaçlar
3-Kilo verilmesi
4-İstirahat
5-Fizik tedavi
6-Epidural steroid uygulamaları
7-Cerrahi : Spinal stenoz hastaların çoğunda cerrahi tedaviler sonuç vermez. İyi seçilmiş hastalarda bile cerrahi müdahaleler son derece riskli ve tehlkeli ameliyatlardır. Hastanın ameliyat esnasında hayatını kaybetme tehlikesi olduğu gibi , tam felç olma riskide bulunmaktadır.
Esasen cerrahi tedavi sinirlere olan baskı ortadan kaldırsa bile , ilerde tekrar kanal daralabilir..
Yani ameliyat hem tehlikeli hemde garantisi olmayan bir yöntemdir.

Benim size önerim ; bizzat konusunda çok iyi bir eğitim almış , deneyimli bir fizik tedavi uzmanına şahsen muayene olarak gerekli tedaviyi görmeniz olacaktır.

geçmiş olsun , acil şifalar dilerim.
 
 
   TV de Dr. Ümit HAZAR
   FİZİK TEDAVİ SİTESİ
   OSTEOARTRİT (KİREÇLENME)
   ÇOCUKLARDA DÜZ TABANLIK
   BEL FITIĞINDA AKUPUNKTURLA TEDAVİ
   BEL AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
   BEL FITIĞINDA AMELİYAT NİÇİN TAM SONUÇ VERMEZ?
   Lazer şifa dağıtıyor
   Omuz ağrısının sebebleri
   Bacak ve ayak uyuşma nedenleri
   Uyku hastalıkları
   Horlama
   Sporun zararları
   behçet hastalığı
   Kireçlenme (Dejeneratif artrit)
   Romatizma Nedir?
   ÇEKİÇ PARMAK (BEYZBOLCU PARMAĞI)
   ULNAR SİNİR SIKIŞMASI
   Egzersiz Kasları Nasıl Güçlendirir
   FİBROMYALJİ
   KABIZLIK
   ÇOCUK VE GENÇLERDE SKOLYOZ
   A dan Z ye İlkyardım
   BOYUN FITIĞI
   MENISKUS
Tümünü Görmek İçin Tıklayın